Hayat Ağacı

Mayıs. 10, 2008

Annenin Değeri

Musa Aleyhisselam bir gün: - Ya Rabbi, Cennet´te benim komsum kim olacak, bana bildir de gidip onunla görüseyim, dedi.

Musa Aleyhisselam´a söyle vahyedildi.

- Falan beldeye git! Orada çarsinin basinda bir kasap dükkani var. O dükkanin sahibi olan kasabi gör!.. O veli bir kulumdur. Yalniz bilesin ki, onun çok önemli bir isi vardir. Çagirirsan gelmez. Iste o senin cennetteki komsundur.

Musa Aleyhisselam hemen bildirilen yere gitti. Kasabi buldu ve ona :

- Ben sana misafir geldim, dedi.

Kasap Musa Aleyhisselami tanimiyordu. Ona -Hos Geldin- deyip bir kenara oturttu. Dükkanda ki isi bitince de alip evine götürdü. Evinin bas kösesine oturtup çok ikramda bulundu. Musa Aleyhisselam, ev sahibini dikkatle takip ediyordu. Ev sahibi kasabin ocakta çömlek içinde, et pisirdigini gördü. Et pisince çömlekteki eti küçük küçük parçalara ayirdi. Bunlari bir tabaga koyup, bir kenara birakti.Sonra bir et parçasi daha çikartip, onu da misafiri Musa Aleyhisselam´ a ikram ederek dedi ki:

- Benim önemli bir isim var. Sen beni bekleme yemegini ye ! Sonra da yanindan ayrildi. Önemli bir isim var deyince, Musa Aleyhisselam, önemli isi nedir diye merak etti ve gizlice kasabi takip etti.

Kasap Musa Aleyhisselam´in yanindan ayrildiktan sonra, yandaki odaya geçti. Duvarda asili duran büyük bir zembili indirdi. Zembilde çok ihtiyar, mecalsiz bir kadin vardi. Kadina küçük küçük parçaladigi etleri yedirdi. Karnini güzelce doyurduktan sonra, altindaki kirlenmis bezleri aldi yerine temizlerini koydu. Sonra kirli bezleri yikayip astiktan sonra ellerini yikayip Musa Aleyhisselam´in yanina geldi. Daha yemege baslamadigini görünce sordu.

- Niçin yemege baslamadiniz ?

Musa Aleyhisselam ;

- "Sen bana zembildeki sirri söylemedikçe bir lokma bile yemem." dedi.

- Mademki merak ettin anlatayim :

Ey misafir, bu zembildeki benim yasli annemdir. Çok yasli oldugu için takatten düstü. Evde bakacak baska kimsem de yok. Evlenecegim, fakat hanimim annemi incitir, onu üzer diye evlenemiyorum. Ise gittigimde herhangi bir hayvanin kendisine zarar vermemesi için onu gördügün gibi bir zembile koydum. Her gün gelip iki ögün yemek yediriryorum. Diger hizmetlerini de görüp gönül rahatligiyla isime gidiyorum.



Bunun üzerine Musa Aleyhisselam dedi ki :

- Ancak anlamadigim bir sey daha var. Sen annene yemek yedirip su içirdikten sonra, dudaklarini kipirdatip birseyler söyledi, sen de AMIN dedin. Annen ne söyledi ki amin dedin ?

- "Annem, her hizmet edisimde Allah seni Cennette Musa Aleyhisselama komsu eylesin diye dua eder. Ben , hiç ihtimal vermedigim halde, bu güzel duaya amin derim. Ben kimim ki, O büyük Peygamberle komsuluk edebileyim. Onunla komsuluk edebilecek ne amelim var ki...

O zamana kadar kim oldugunu saklayan Musa Aleyhisselam, buyurdu ki :

- Ey Allahin sevgili kulu, ben Musa´yim. Beni sana Allah-u Teala gönderdi. Annenin rizasini kazandigin için Cennet-i ´lâyi ve orada bana komsu olmayi kazandin. Kasap hemen kalkip Musa Aleyhisselamin elini öptü ve sevinç içinde yemegini yedi.

Mayıs. 6, 2008

Babaya Mektup

      Adam oğlunun odasının önünden geçerken hayretle bakakaldı...Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli toplu görünüyordu. Sonra adam yastığın üzerine bırakılmış mektup zarfını fark etti. Üzerinde 'Babama' yazıyordu.Aklından geçen bin bir kötü düşünceyle mektup zarfını açtı ve titreyen elleriyle mektubu okudu:

 


    

Sevgili baba;

    

    Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazıyorum. Kız arkadaşımla kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi yaşanacak rezaletten uzak tutmak istedim.

   

    Gerçek tutku ve aşkı ben Sedef'le buldum ve o öyle tatlı ki anlatamam...Şunu biliyordum siz onun vücudunun her yerine taktığı küpeleri, derisine işlettiği dövmeleri, kendine has o çılgın giyim tarzını asla ama asla onaylamayacaktınız ve tabi benden çok büyük olması da bir sorundu. Fakat benim için bunlar değildi gerçek tutku ve gerçek aşk...

   

   Baba Sedef hamile!Sedef'in dediğine göre çok mutlu olacağız. Ormanda kendine ait bir karavanı ve tüm kış yetecek kadarda yakacağı var. Bir sürü çocuğa sahip olma düşüncesi rüyalarımızı süslüyor.Sedef benim gözlerimi esrar gerçeğine açtı ve artık biliyorum ki esrar kimseye zarar vermez. Esrar yetiştirecek ve insanlara pazarlayacağız ve yine bu sayede ihtiyacımız olan kokain ve ekstaziye ulaşacağız.Artık tam anlamıyla bilime yalvarıyoruz dualar ediyoruz şu AIDS in çaresi bulunsun ve Sedef sağlığına kavuşsun diye...O kesinlikle iyileşmeyi hak ediyor.Endişelenmeyi bırak baba ben 15 yaşındayım ve kendi başımın çaresine bakabilirim. Eminim bir gün geri döneceğiz ve sen kendi torunlarını tanıyacak, seveceksin.. Oğlun Cahit
 
NOT: Baba yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil.
 
    Ben Mehmet' lerdeyim.Sadece sana; masamın üzerinde seni bekleyen karneden daha kötü şeylerin olduğunu hatırlatmak istedim.

Mayıs. 4, 2008

Dedim dedi

"Sevmek" dedim.. "Yoluna ölmek" dedi..

"Yol" dedim.. "Alıp başını gitmek" dedi..

"Gitmek" dedim.. Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrılmak" dedi..

"Dost" dedim.. Durdu.. Bana baktı.. "Dost" diye mırıldandı.. "Yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi..
 
"Yürek" dedim.. "Dünyaları içine sığdıramadığım" dedi..
 
"Dünya" dedim.. "Hayatın bir yüzü" dedi..

"Yüz" dedim.. "Ardında ne gizli bilemediğim" dedi..

"Giz" dedim.. "Hep çözmeye çalıştığım" dedi..

"Çalışmak" dedim.. "Bitmeyecek öykü" dedi..

"Öykü" dedim.. "Binlercesini içimde gizliyorum" dedi..

"Gizlemek" dedim.. "İşte, her şeyin bitimi" dedi..

"Şey" dedim.. "SEVDA" dedi..

"SEVDA" dedim.. "Peşinden koştuğum" dedi..

"Koşmak" dedim.. "Hayat, bir maraton" dedi..

"Hayat" dedim.. "Öyle kısa ki!" dedi..

"Niçin kısa?" diye sordum.. "Yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi..

"Yaşanması gereken ne var? " diye sordum.. "Aşk" dedi.
 
"Kaç kere?" diye sordum.. "Bin kere" dedi, "Milyon kere"

"Neden bir kere değil?" diye sordum.. "Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi..

"Önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum.. "Keşke olsa" dedi, "Ama önce yoğrulmak gerek"

"Acı çekmek mi?" diye sordum.. "Evet, aşk acısında yok olmak" dedi..

"Yok olunca!" dedim.. "İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi..

"Gerçek aşk!" dedim.. "Büyük o!" dedi..

Durdum. Durdum. Ve sustum! "Neden sustun?" diye sordu.

"Yüreğim titredi sanki" dedim.."Neden?" diye sordu..

"Bilmiyorum" dedim.. "Büyük O!" "Evet" dedi, "Büyük O!"

"Nerede?" diye sordum.. "Her yerde" dedi..

"Nasıl?" diye sordum.. "Yüreğini aç" dedi..

"Yüreğimi açmak!" dedim.. "Bir tebessümle bak her şeye" dedi..

"Tebessüm" dedim.. "Her kapının anahtarı" dedi..

"Kapı" dedim.. "Girmeden bilemezsin" dedi..

"Ya korku!" dedim.. "Bilinmeyenden korkar insan" dedi..

"Ben bilmiyorum" dedim.. "Neyi?" diye sordu..

"Ben'i" dedim.. "Sen kimsin?" diye sordu..

"Ben kimim?" diye sordum.. "Sevgiyle beslenensin" dedi..

"Kimin sevgisiyle?" diye sordum.. "Büyük O'nun" dedi..

Durdum.. Durdum.. Yine sustum..

"Kimsin?" diye sordum.. "SEN'im" dedi..

Mayıs. 3, 2008

Gerçek Fakirlik

Günlerden bir gün zengin bir baba ailesi ve oğlunu köye götürdü. Bu yolculuğun tek amacı vardı; insanlarin ne kadar fakir olabileceklerini oğluna göstermek.

Çok fakir bir ailenin çiftliğinde bir gece ve gün geçirdiler.

Yolculuktan döndüklerinde baba oğluna sordu;
- İnsanlarin ne kadar fakir olabildiklerini gördün mü?

-Evet!

-Ne öğrendin peki?

Oğlu yanıt verdi;
- Şunu gördüm: 

Bizim evde bir köpeğimiz var,
onlarınsa dört.

Bizim bahçenin ortasına kadar uzanan bir havuzumuz var,
onlarınsa sonu olmayan bir dereleri.

Bizim bahçemizde ithal lambalar var,
onlarınsa yıldızları.

Bizim görüş alanımız ön avluya kadar,
onlarsa bütün bir ufku görüyorlar.

Oğlu sözünü bitirdiğinde babası söyleyecek bir şey bulamadı.

Oğlu ekledi;
- Teşekkürler, baba. Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için!

Mayıs. 3, 2008

Çocuklar

 

Eğer bir çocuk kınanarak yaşarsa suçlamayı öğrenir.

Eğer bir çocuk düşmanca davranışlar içinde yaşarsa kavga etmeyi öğrenir. 

Eğer bir çocuk alay edilerek yaşarsa sıkılganlığı öğrenir
 

Eğer bir çocuk utanç içinde yaşarsa suçluluk duymayı öğrenir.
 

Eğer bir çocuk hoşgörüyle yaşarsa sabırlı olmayı öğrenir.
 

Eğer bir çocuk teşvik edilerek yaşarsa güvenmeyi öğrenir.
 

Eğer bir çocuk değer verilerek yaşarsa saygı duymayı öğrenir.
 

Eğer bir çocuk eşitlik ortamında yaşarsa adaleti öğrenir.

 

Eğer bir çocuk güven duygusu içinde yaşarsa inanmayı öğrenir.
 

Eğer bir çocuk beğenilerek yaşarsa kendisinden hoşlanmasını öğrenir.

 

Eğer bir çocuk kabul ve dostluk yaşarsa dünyada sevgi aramayı öğrenir.

 

Çocukların öğütten çok iyi örneğe ihtiyaçları vardır.

« Önceki :: Sonraki »